Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz

#210

Hz. Mevlana k.s. Mesnevi’de şöyle bir hikâye anlatır:

Padişahın biri Cuma günü camiye gidiyordu. Muhafızları caddeye üşüşen halka bir taraftan çekilin diye haykırıyor, diğer taraftan da tekmeyle, sopalarla padişaha yol açmaya çalışıyorlardı.

Bu esnada tesadüfen orada bulunan bir fakir de muhafızlardan sopa yemiş, kan revan içinde kalmıştı. Dayanamadı, padişahın arkasından şöyle bağırdı:

Şu yaptığın zulme bak! Halkın önünde böyle yaparsan, Allah senin gizli zulümlerinden cümleyi korusun! Güya camiye gidiyor, hâyır işlediğini sanıyorsun! Senin hâyrın buysa, şerrin kim bilir nedir?

#406

Hz. Mevlana dostluğun ehemmiyetini şöyle ifade etmiştir. “İnsanlarla dost ol! Çünkü kervan ne kadar kalabalık ve halk ne kadar çok olursa, yol kesenlerin beli o kadar kırılır.”

#1093

Mevlânâ Hazretleri, Hakk'a ulaşmak istediğini söyleyen birisine:

"Bâtılı bırak!" buyurdu.

"Bâtıldan nasıl kurtulmalı?" sorusuna da:

"Hakk'ı tutarak," cevabını verdi.

#1094

 

Selçuklu Sultanlarından biri Mevlânâ'yı ziyaret etmek istemiş. Bu ziyaretini gerçekleştirdiğinde ona, saltanatları arasında ne gibi bir farkın olduğunu sormuş. 

Hz. Mevlânâ söz konusu soruya şu cevabı vermiş: 
"Senin saltanatın gözlerin açık olduğu müddetçe vardır. Oysa benim saltanatım, gözlerimi kapadığımda başlar." 

#1095

 

Mevlânâ Hazretleri, müridleriyle birlikte bir gün yolda giderken birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler. O esnada müridlerinden biri, bu güzelliğe gıpta eder ve şöyle der:

 "Ne güzel bir kardeşlik örneği, keşke bütün insanlar bundan ibret alsa." Mevlânâ Hazretleri tebessüm buyurarak şöyle karşılık verir: 
"Aralarına bir kemik atıver de o zaman gör kardeşliklerini." 

#1413

Bir insanda, kendini yüksek görme, hırs ve şehvet varsa, bunlar o konuşurken soğan yemiş gibi kokar.

Hz. Mevlana 

#1414

Ne insanlar gördüm üzerinde elbise yok.

Ne elbiseler gördüm, içinde insan yok.

Hz. Mevlana 

#1460

Dua ve ibadet, Allah ile olmaktır. Allah ile olan kimse için ölüm de, ömür de hoştur.

Hz. Mevlana 

#1522

Şeytanın katili edeptir.

Hz. Mevlana 

#1600

Herkes herkese bir lokma şey verebilir, ama boğaz bağışlamak ancak Allah’ın işidir.

Hz. Mevlana 

#1669

Birçok tecrübe göstermiştir ki, en küçük bir tehlike karşısında canından dahi vazgeçebilen tek insan annedir. Onlar çocukları için hayatlarını ortaya koyabilecek, onların hayatı ve saadeti için kendisine verileni tereddütsüz yok sayabilecek bir şefkat ve sevgi kahramanlarıdır. Bir evladın anne ve babası için aynı şeyleri yapmayı göze alabilmesi kolay değildir. Bizler onları ancak onların konumuna gelince anlayabiliyoruz. Hz. Mevlana’nın; “ben ol da anla” sözlerinde olduğu gibi.

#1738

Biz, bu dünya ambarında buğday topluyor, bir yandan topladığımız buğdayı kaybediyoruz.

-Buğdayın kayboluşunun, farenin hilesinden olduğunu aklımızı kullanıp idrak etmiyoruz.

-Fare ambarı deldi. Onun hilesinden mahsul dağıldı.

-Ey can, önce farenin şerrini defet, sonra buğday ölçeğini omuzla.

-O büyükler büyüğü,(Hz. Muhammed s.a.v) bak bir sözünde ne der: “Gönül huzuru olmadıkça namaz tamam olmaz.”

-Eğer ambar faresinin hilesi yoksa bizim kırk yıllık amelimizin buğdayı nerde?

-Bu kadar zamandır doğruluğumuzun, işimizin hasılı niçin ambarımızı doldurmadı?

Hz. Mevlana

#1802

Mevlana Hazretleri karşılaştığı bir papaza sorar:

“Sen mi büyüksün, sakalın mı?” Papaz cevap verir:

“Ben sakalımdan yirmi yaş daha büyüğüm.”

Bunun üzerine Mevlana, “yirmi yaş senden küçük olan sakalın ağarmış da sen hala karanlıklar içindesin. Yazık değil mi? diyerek muhatabına şefkatiyle derinden tesir eder ve bu kısa sohbet papazın Müslüman olmasıyla neticelenir.

#1803

Hz. Mevlana, şu dört mısra ile kendini bütün berraklığıyla ortaya koymuştur.

“Yaşadığı müddetçe Kur'an’ın kuluyum ben.

Hz. Muhammed’in (s.a.v) yolunun tozuyum ben.

Sözlerimden, bunda başka bir söz nakleden olursa,

O kimseden de, o sözden de bizarım ben.”

#1857

Nice insanlar gördüm üstlerinde elbise yok, nice elbiseler gördüm içlerinde insan yok.

Hz. Mevlana

#1860

Ahmakların bulundukları makama yaptığı kötülüğü, yüzlerce aslan bir araya gelse yapamaz.

Hz. Mevlana 

#1865

Birisi yaralı bir eşeğin yarasına bir bez bağlasa o bez yaraya yapışsa, sonra o bezi çekip çıkarmak isteseler eşek acıdan derhal çifte atmaya başlar. Ne mutlu o insana ki böyle bir işe kalkışmaz. Hele bu eşeğin elli tane yarası olursa ve bu elli yaraya da yapışmış elli bez bulunursa artık sen onları çekip çıkartmaya çalışan adamın halini düşün. Mal mülk bez gibi, hırs ise yara gibidir. Kimin hırsı fazla ise yarası fazladır.

Hz. Mevlana

#1901

Anne hakkına dikkat et! Onu başında taç et! Zira anneler doğum sancısı çekmeselerdi, çocuklar da dünyaya gelmeye yol bulamazlardı.

Hz. Mevlana

#1913

Nimete şükretmek nimetten daha hoştur. Şükrü seven kimse, şükrü bırakır da nimet tarafına gider mi? Şükretmek, nimetin canıdır. Nimet ise deri gibidir, kabuk gibidir. Çünkü seni dostun kapısına ancak şükür götürür. Nimet insana uyanıklığın zıddına gaflet de verebilir. Şükretmek ise daima uyanıklık getirir. Sen aklını başına al da şükür nimeti ile gerçek nimeti avla!

Hz. Mevlana

#1914

Her ne kadar bu dünya, senin nazarına çok büyük ve nihayetsiz görünse de bilesin ki, ilâhî kudret karşısında o bir zerre bile değildir. Gözünü aç da bir bak; bir zelzele, bir kasırga, bir sel felâketi dünyayı ve içindekileri ne hâle getiriyor!

Hz. Mevlana

#1915

 

Hz. Mevlâna’ya göre insan hayale, düşünceye sığmayacak kadar yüce ve büyüktür. O der ki:
“İnsanın gerçek değerini söylesem, ben de yanarım dünya da! Fakat ne yazık ki insan değerini bilemedi, kendini ucuza sattı. İnsan aslında çok değerli bir atlas kumaş iken kendini hırkaya yama yaptı.”

 

#1925

Mum, ağlayıp gözyaşı dökünce daha da aydın bir hâl alır. Ağaç dalı da, ağlayan bulutun bereketi ve güneşin hararetiyle yeşerir, tazelenir. Yani bir meyvenin yetişmesi için hararet ve su gerekir.

Tıpkı bunlar gibi, tövbelerin kabulü için de bulut ve şimşek, yani gözyaşı ve gönül yanışı ister.
Hz. Mevlana







Etiketler