istiğfar etmek güzel sözler, aşk sözleri, dini güzel sözler







      Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz

#209

Salih zatlardan biri bir topluluğun yanına uğradı. Baktı ki bir doktor, oradakilere bazı hastalıkları ve tedavi yollarını anlatıyor. Salih zat doktora sordu:

Bedenleri tedavi ediyorsun, peki ya hasta kalpleri de tedavi edebilir misin?

Doktor:

Evet! Ama bana kalbinin hastalığını söylemelisin, dedi. Salih zat şöyle dedi:

Günahlar kalbimi kararttı. Bu yüzden kalbim katılaştı. Bunun bir ilacı var mı?

Doktor şöyle dedi:

Böyle bir kalbin ilacı gece gündüz yüce Allah’a yalvarıp yakarmak, dua ve istiğfar etmek, hiç vakit kaybetmeden Aziz ve Gaffar olan Allah’a itaat ve ibadet etmeye yönelmek, tövbe edip af dilemektir. İşte bunlar hasta kalplerin ilacıdır. Şifa, gaybı bilen Allah-ü Teâlâ’dandır.

Salih zat bu sözler üzerine şöyle dedi:

Sen ne iyi doktorsun! Kalbimin ilacını doğru tespit ettin, deyince doktor:

Doğrusu bu, tövbe edenin, samimiyetle hatalarından dönenin ilacı ancak budur. Tövbeleri kabul eden Allah’a yönelmektir, dedi.

#503

Ey Müslüman, kendi halini bir düşün. Acaba Allah için Allah’ın bir dostunu dost edindin, düşmanını da düşman saydın mı? Yoksa sevip sevmemekte kendi heva ve nefsine mi uymuşsun? Kendine ağla. Gece-gündüz Allah’a tövbe ve istiğfar et.

#1034

Allah dostları, düşmanları ve çekemeyenleri çoğaldığı zaman, Allah’a daha çok şükür ve istiğfar ederlerdi.

#1110

 

Bayezid-i Bistami’ye; "Mürşidin, yol göstericin kimdir?" diye sordular. O da; "Bir kadın." dedi. "Bu nasıl olur?" dediler. Cevâbında şöyle buyurdu:

-"Bir gün Allah-ü Teâlâ’nın sevgisi ile, kendimden geçmiş olarak yolda yürüyordum. Bir kadın gördüm. Elinde bulunan bir çuval unu, taşımam için bana ricada bulundu. Gücüm yetmez diye düşündüm. Orada kafes içinde bulunan bir aslana işaret ettim. Kafes açılıp, aslan geldi. Un çuvalını yükledim. Fakat açıktan keramet göstermiş olduğum için de çok korktum ve mahcûb oldum. Kadının beni tanıyıp tanımadığını öğrenmek için; "Pazara varınca kimi gördüm diyeceksin?" dedim.

Kadın; "Zalim Bâyezîd'i gördüm diyeceğim." dedi.

Ben hayretle; "Neden?" diye sordum.

Kadın şöyle cevap verdi: "Allahü Teâlâ, bu aslanı yük taşımak için yaratmadığı hâlde, sen niçin yük yükledin? Bu zulüm değil de nedir? Bunu, insanlar sana keramet sahibi desinler diye yapmış isen çok fena." dedi. Bunun üzerine çok ağlayıp istiğfâr ettim. Bundan sonra benden fevkalâde bir hâl meydana gelse, "Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah, Nûh Neciyullah, İbrâhim Halîlullah, Mûsâ Kelîmullah, Îsâ Rûhullah" yazısını veya bir nûr görüyorum. Böylece, benden meydana gelen hâllerin doğru olduklarının, Allah-ü Teâlâ tarafından tasdik olunduğunu anlıyorum."

#1204

Üç kimse şeytanın ve askerinin şerrinden korunmuştur. Onlar da, gece gündüz çok zikir edenler, seherlerde kalkıp istiğfar edenler ve Allah-ü Teâlâ’nın korkusundan ağlayanlardır.

#1307

İmam Kuşeyri hazretleri, meşhur veli Serî Sakati hazretlerinin ne kadar takva sahibi ve ince ruhlu olduğunu şöyle anlatır:

“Serî Sakati bir gün dedi ki:

Otuz seneden beri bir elhamdülillah sözü için istiğfar ediyorum.

Kendisine;

“Bu nasıl oldu” diye sorduklarında şöyle cevap verdi:

Bir gün Bağdat’ta benim de dükkânımın bulunduğu çarşıda yangın çıkmıştı. Yangını gören bir adamla karşılaştım.

Bana;

Senin dükkânın kurtuldu, ona bir şey olmadı, diye müjde verdi. Bunun üzerine ben de “elhamdülillah” deyiverdim. Fakat bir an sonra, müslümanların başına gelen bir musibette onların acısını paylaşmak yerine önce kendi nefsimi düşündüğümü fark ettim. İşte bunun için o esnada söylediğim bu söze otuz senedir nedamet duyuyorum”.







Etiketler