Hz. Osman r.a. güzel sözler, aşk sözleri, dini güzel sözler







      Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz

#1488

Hz. Osman r.a., kendisinden nakledilen son hutbesinde, Allah Teâlâ’ya hamdü sena ve Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’e salat-u selamdan sonra şunları söylemiştir.

Allah Azze ve Celle size dünyayı, kendisiyle ahiret saadetini elde edesiniz diye vermiştir. Onu size güvenip bağlanasınız diye vermemiştir. Dünya son bulacak, ahiret ise baki olarak devam edecektir. Fani olan dünya sakın sizi şaşırtıp azdırmasın ve baki olanı unutturacak meşgalelerle boğmasın.

Baki olanı fani olana tercih edin! Zira bir gün gelecek, dünyanın ömrü bitecektir ve dönüş ancak Allah Teâlâ’yadır.

#1495

Dünya, sadece kendisini terk edeni terk eder.

Hz. Osman r.a.

#1611

Tasavvuf yolunun büyükleri de sahabiye hürmet gösterilmesine büyük önem vermişlerdir. Osmanlı’nın son asrında yaşamış olan Nakşibendîliğin, Halidi koluna mensup Terzi Baba Hazretleri’nin Dört Halife hakkındaki şu tavsiyeleri oldukça önemlidir.

“Ebu Bekir r.a. ilk olarak halife oldu. Böylece vazife ona intikal etti. Peygamberlerden sonra en faziletli insandır o. Sahabilerin de en faziletlisi odur. Allah Resulü s.a.v. ona “Sıddîk” demiştir. O daima O’nun sözünü tastik etmiştir. Hazreti Ebu Bekir r.a. doğruluğun, sadakatin şehri olmuştu. Hakk’ın lütfuna mazhar olmuştu. Hak yol üzereydi daima, Allah Rasulunün de mağara arkadaşıydı. Malını mülkünü hak yolunda infak etti, kendisine bir şey koymadı. Yüce Mevla da onu Kur-an’da övdü.

Ondan sonra Hazreti Ömer r.a. adaletle halifelik yaptı. Alemi adaletle doldurdu, devrinde adaletin kapısı oldu. Allah Rasulu, Hazreti Ömer’e, Hakk’ı batıldan ayırdığı için “Faruk” demişti.

Üçüncü halife Hz. Osman r.a. oldu. İnsanlar ve cinler hayâ ederdi ondan. Onun zamanında Kur’an tertip edildi, toplandı. Mana âleminde bakıp, edeple Kur-an’ı sıraladı. Allah Rasulu s.a.v. ona iki kızını verdi, ona iki kez inayet kıldı, yardım etti. Bu yüzden onun lakabı “İki Nur Sahibi”dir. Takvası ile hayâ kapısı.

Onun ardından Hz. Ali r.a. halife oldu. O Allah’ın arslanıdır. Yüce Mevla ona çok ihsanlarda bulunmuştur. Onun eliyle yardım göndermiş herkese. Allah Rasulu ona kızı Fatıma’yı verdi. Yine ona ilmin usulünü öğretti. Oda ilmin kapısı oldu, bölümlerini açıkladı. Bu dört halifeye hürmet ve saygı göstermek gerekir. Her birini mertebesine göre bilmemiz gerekir. Onlar hakikat sırlarının hazinesidir. Nice incelikler onlarda zuhur etmiştir. Onlar Peygamberimizin dostları, doğrulayıcılarıdır.

Onlara hürmet göster ve sakın onların hakkına girme! Allah âşıklarına dil uzatma, onlarda bir kusur arama!

Sahabe-i Kiram Efendilerimiz, Fahr-i Kâinat Efendimizin dostlarıdır, arkadaşlarıdır. Onlar da Allah Rasulu s.a.v.’in yadigârıdır. Şüphesiz bu inceliği bilmemiz, şuurlu davranmamıza vesile olacaktır.

Rabbimizin Tevfik ve inayetiyle…

#1639

Sahabenin zahit alimlerinden Ebu Zer el-Gıfarî r.a., Hz. Osman r.a.’ın halifeliği döneminde Şam’da bulunuyordu. Aldığı maaşın günlük nafakasından fazlasını muhtaçlara dağıtır, yanında hiç altın para bırakmazdı. Bundan dolayı halk arasında pek muhterem ve mübarek bir zat olarak tanınırdı. Fakat zühd ve takva yönünden halkın kaldıramayacağı bir hayat tarzını kendisi gibi herkesten bekler, eldeki malların bekletilmeden mutlaka Allah yolunda harcanmasını isterdi. İyi niyetine diyecek yoktu, ama herkesin hali ona uymuyordu. Şam valisi Hz. Muaviye, onun ağır tekliflerinden rahatsızlık duyuyordu. Ondaki samimiyeti sınamak için, bir gece adamlarından biriyle anlaşarak kendisine hibe şeklinde bin altın gönderdi. Aynı şahıs ertesi gün Ebu Zer hazretlerine gelerek: “Aman beni Muaviye’nin hışmından kurtar. O beni başkasına gönderdiği halde, ben yanlışlıkla altınları sana getirip vermişim!” dedi.

Ebu Zer hazretleri ise “ Evladım, o altınlar bu gece fakirlere dağıtıldı, bir tane bile kalmadı. Muaviye bana üç gün mühlet versin de o kadar altını tekrar bulup ödemeye çalışayım.” dedi

Muaviye r.a. gördü ki, onun sözü ve işi birbirine uyuyor. Şam’da onu idare etmek de zor. Çaresiz onun halini Hz. Osman’a bildirdi. Halife de onu Medine’ye çağırınca oraya gitti. Fakat Medine eskisi gibi değildi, zenginleşerek gelişmiş ve değişmişti. Hz. Osman r.a. ona: “Ey Ebu Zer halkı zorla zühd ve takvaya sevk etmek mümkün değil. Bana gereken onlar arasında Allah’ın emriyle hükmetmek ve adaleti sağlamaya çalışmaktır.”dedi. O ise:”Zenginler zekâttan başka sadakalarını da vermezlerse biz onlardan razı olmayız.” dedi. Orada bulunanlardan Kâ’bü’l-Ahbâr: “Farzı yerine getiren borcunu ödemiş olur.” deyiverince, Ebu Zer: “Sen kim oluyorsun ki burada lafa karışıyorsun? diyerek, kafasına şiddetli bir sopa indiriverdi!

Ebu Zer r.a. Medine’deki hayattan sıkılmaya başlamıştı. Hz. Osman’a dedi ki: “Rasulullah Aleyhisselam bana: ‘Şehrin binaları Sel dağına ulaşınca Medine’den çık git.’ demişti. İzin verirsen buradan çıkıp gideyim.” O da izin verince, beş-altı kilometre ötede Mekke yolu üzerindeki yerleşime elverişli Rebeze köyüne gitti.

#1888

Allah’ı unutmayın, sonra size merhametiyle nazar etmez.

Hz. Osman r.a.

#1981

Bir hutbesinde Hz. Osman r.a., Allah-ü Tealâ’ya hamd-ü sena ve Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’e salât-u selamdan sonra halka şöyle seslendi:

Ey insanlar! İçkiden uzak durun. Zira o, bütün kötülüklerin anasıdır.

Sizden önceki kavimlerden birinde ibadete düşkün bir adam vardı. Kadınlardan uzak dururdu. Bir gün insanları yoldan çıkarmayı meslek edinmiş bir kadın ona musallat oldu. Kendisine haber göndererek, bir meselede şahitliğine ihtiyacı olduğunu bildirdi. Adam, kadından haber getiren hizmetçi kızla birlikte kadının yanına gitti. Eve girdiğinde, girdiği her kapı hizmetçi kız tarafından üstüne kapatıldı. Bu şekilde adam, süslenip hazırlanmış olan kadının yanına kadar vardı. Kadının yanında içki dolu bir kâse, bir de çocuk vardı. Kadın şöyle dedi:

- Vallahi seni şahitlik için çağırmadım. Seni ya bana sahip olman veya şu içkiden bir bardak içmen yahut da şu çocuğu öldürmen için çağırdım. Eğer bunlardan birini yapmazsan bağırarak insanları başına toplar, seni rezil ederim.

Adam, kadının söylediklerinden birisini yapmaktan başka çaresi olmadığını görünce en az zararlı seçenek olduğunu düşünerek içkiden bir bardak içmeyi kabul etti. Kadın ona bir bardak verdi. Adam içkiyi içince içkinin tesiriyle bir bardak daha istedi. Kadın bir bardak daha verdi. Derken adam sarhoş oldu ve hem çocuğu öldürdü, hem de kadınla zina etti.

Bu sebeple içkiden uzak durun! Allah’a yemin ederim ki, iman ile içki alışkanlığı bir kalpte bir arada bulunmaz. Eğer bir adamda bunların ikisi de varsa, çok geçmez biri diğerini dışarı atar.

(Hz. Osman r.a., bu rivayette anlattığı kıssayı Efendimiz s.a.v.’den işitmiştir.)

 







Etiketler