rızk güzel sözler, aşk sözleri, dini güzel sözler







      Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz

#298

Süfyan-ı Sevri Hz.leri, dünyalık elde etmek için, devlet adamlarına yakın duran, onların hizmetlerine koşan birine, bu halden uzaklaşmasını, dalkavukluğu terk etmesini tavsiye etmişti.

O kişi:

-O zaman ailemi nasıl geçindiririm? diye sorunca;

 Süfyan-ı Servi şöyle buyurdu:

-Sübhanallah!

Kendisine isyan ettiğin hallerde bile rızkını kesmeyen Allah-ü Teâlâ, kendisine itaat ettiğinde mi rızkını vermeyip kesecek?

#491

Ebu Hâzim Hz.lerine dediler ki:

-Efendim, fiyatlar çok yükseldi, pahalılık var.

O da şu cevabı verdi:

Niçin üzülüyorsunuz?

Bolluk zamanında sizi rızıklandıran Allah, pahalılıkta da size rızık vermeye devam edecektir.

#715

“Herkesin rızkıyla arasında bir perde vardır. Tutumlu olursa rızkı bereketlenir. Savurgan olursa perdeyi yırtar rızkı bereketsiz olur.”

Hz. Ömer (r.a)

 

 

#849

 

Bir zaman Bağdât'ta fiyatlar çok yükselmişti. Hayat pahalılığı çekilmez bir hâl aldı. Muhammed bin İsmâil bin Ebî Fudayl, Behlül-i Dânâ’nın yanına gelerek; 
"Ey Behlül! Müslümanların ve bütün insanların hattâ hayvanların rahatlaması için Allahü teâlâya duâ etmez misin?" dedi. 
O şöyle cevap verdi: 
"Allah-ü Teâlâ’ya yemin ederim ki, ben bu işe karışmam. Eğer bir buğday tanesi bir dinar olsa, bize emrettiği gibi Allah-ü Teâlâ’ya ibâdet etsek, o bize vâdettiği gibi rızkımızı verir." Sonra ellerini birbirine vurarak; "Ey dünyâyı ve süslerini toplayan, gözleri uykudan lezzet almayan kimse, nefsinle uğraşıp âhirete bir tedârik yapmadın, kıyâmet gününde Allah-ü Teâlâ’ya ne cevap vereceksin?" dedi.

 

#957

Bir vakit, mübarek bir zata sormuşlar ki:

-Bir kişi tövbe ettiğinde, bu tövbenin kabul olduğunun bir işareti, alameti var mıdır?

Bu zat kendisine sorulan soruya şöyle cevap verdi.

-Evet vardır. Tövbenin kabul edildiğinin dört alameti vardır.

1-Tövbe eden kişi, önce kötü arkadaşlarını bırakır. Salih kişilerle arkadaşlık yapmaya başlar.

2-Tövbe eden kişi, günahlardan uzak durur, ibadetlere sarılır.

3-Tövbe eden kişinin kalbinden dünya sevinci, mutluluğu çıkar, ölümün hüznü ve ahiret endişesi kalbini kaplar.

4-Tövbe eden kişide rızk endişesi kalmaz, o bilir ki her canlının rızkı Allah’ın teminatı altındadır.

Kendini bütün gücü ile Rabbine ibadet ve taata yöneltir.

#976

Bir cömerte sordular: Muhtaçlara verdiğin, yoksullara dağıttığın şeylerden dolayı gönlüde kibir ve fakirler üzerine bir minnet yüklemek hisleri geliyor mu?

Cömert şöyle cevap verdi: "Hayır, ne münasebet! Ben bir şey verirken kendimi aşçının elindeki kepçe gibi farz ediyorum, veren aşçıdır fakat kepçeden geçiyor. Kepçe; rızkı veren benim" gibi bir histe bulunabilir mi?

Verilen rızk insanların elinden çıkıyorsa da, asıl veren Cenâb-ı Hakk'dır. Bundan dolayıdır ki, rızka vasıta olanın hiç kimseye minnet yükletmesi doğru değildir...

#1145

Bayezid-i Bistami bir defasında bir imamın arkasında namaz kıldı. Namazdan sonra, o imam, Bâyezîd'e; "Siz bir yerde çalışıp para kazanmıyorsunuz. Başkalarından da bir şey istemiyorsunuz. O halde siz, nafakanızı nereden temin ediyorsunuz?" dedi. Hazret-i Bâyezîd bunu duyunca; "Ben hemen namazımı iade edeyim. Zira rızkları kimin verdiğini bilmeyen birinin arkasında namaz kılmışım, bu ise câiz değildir." buyurdu.

#1529

Meşhur velî İbrahim b. Ethem k.s. otururken adamın birisi gelerek:

Ey şeyh! Ben kendime zulmetmiş bulunuyorum. Bana bir iki nasihat et de onları kendime rehber edineyim, der.

İbrahim b. Ethem k.s. ona şu cevabı verir:

Eğer şu altı öğüdü kabul edersen, bir daha zarar ziyan görmezsin.

Birincisi: Allah Teâlâ’ya karşı asi olmak ya da günah işlemek istediğin vakit, artık O’nun rızkını yeme.

Adam: Âlemde her ne varsa O’nun rızkı. Peki, ben rızkımı nerden temin edeceğim, diye sordu. İbrahim b. Ethem k.s. dedi ki:

Peki, O’nun rızkını yiyip kendisine asi olman hiç yakışık alır mı?

İkincisi: Asi ve günahkâr olmak istediğinde Hak Teâlâ’nın mülkünün dışına çık.

Adam: Bu dediğinizi yerine getirmek çok daha zor. Doğu ve batı, her yer O’nun mülkü olduğuna göre ben nereye gidebilirim ki, diye sorunca Hazret dedi ki:

Peki, mülkünde ikamet edip O’na asi olman hiç yakışık alır mı?

Üçüncüsü: Asi ve günahkâr olmak istediğinde, öyle bir yerde ol ki Hak Teâlâ seni görmesin.

Adam: O bütün sırları bilirken, her şeyi görürken bu nasıl mümkün olur, diye sorunca Hazret dedi ki:

O’nun rızkını ye, mülkünde ikamet et, O her şeyi bilip gördüğü halde sonra da utanmayıp O’na asi ol! Bu hiç yakışık alır mı?

Dördüncüsü: Canını almak için ölüm meleği geldiği vakit ona, “Tevbe etmem için bana mühlet ver” de.

Adam: Ölüm meleği bu isteğimi kabul etmez ki, deyince Hazret dedi ki:

Ölüm meleğini kendinden bir an bile uzaklaştırma gücüne sahip olmadığına göre, o sana gelmeden evvel tevbe etme imkânını kullan, hemen günahlarına tevbe et.

Beşincisi: Kabirde Münker ve Nekir melekleri sorgulamak için geldikleri vakit onları kendinden uzaklaştır.

Adam: İşte buna hiç gücüm yetmez, deyince Hazret şu cevabı verdi:

O halde onlara vereceğin cevabı şimdiden hazırla.

Altıncısı: Yarın kıyamet günü, “Günahkârları cehenneme atın!” diye ferman geldiği vakit seni de götürürlerse sakın gitme!

Adam: Meleklere karşı gelmem ne mümkün! Söylediklerin çok doğru, deyip tevbe istiğfar eder, halini düzeltir.

 

#1570

“Allah nasıl hesaba çekecek?” diye sorulduğunda, Hz. Ali’nin (r.a) sözünü hatırlayalım:

“Dünyada iken nasıl sizin rızkınızı veriyorsa, ahirette de hesaba öyle çekecek!” diyordu.

#1570

“Allah nasıl hesaba çekecek?” diye sorulduğunda, Hz. Ali’nin (r.a) sözünü hatırlayalım:

“Dünyada iken nasıl sizin rızkınızı veriyorsa, ahirette de hesaba öyle çekecek!” diyordu.

#1701

Şeyh Sadi Şirazî anlatıyor:

Bir adamın çocuğu diş çıkarmaya başladı. Bunun üzerine adamı bir düşüncedir aldı, hanımına şöyle dedi:

Bu çocuğun yiyeceğini içeceğini nereden bulurum?  İhmal etmem de erkekliğe yakışmaz.

Bu düşüncesiz adam böyle söylenirken hanımı şu cevabı verdi:

Şeytanın vesvesesine kapılıp da çocuğun rızık endişesine düşme. Dişi veren Allah aşı da verir.

Geceyi gündüzü yaratan Mevla, yarattıklarının rızkını da verir, asla aç koymaz. Ana rahminde çocuğa şekil veren Yüce Allah, onun rızkını ve ömrünü de takdir etmiştir.

Bir efendi kölesini bakar gözetir de Yüce Yaratıcı yarattığı kulunu görüp gözetmez mi?  Sen kölenin efendisine duyduğu güven kadar Cenab-ı Hakk’a güven duymuyor musun?

#1740

Hz. Ali’ye (r.a.); “Niçin çok akıllı kimseler fakir oluyor ekseriyetle?” diye sorduklarında:

“Kulun aklı rızkına mahsup (hesap ve dahil) edilir.” Cevabını vermekle rızık taksimindeki bu inceliğe işret etmiştir.

#1894

Ey aziz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Kulun kalbine musallat olan ve onu Allah’a ibadetten alıkoyan hastalıkları ondan uzaklaştırmak, mutlaka yapılması gereken pek mühim bir iştir. Ta ki kalp, onlar sebebiyle Mukallib’inden (kalpleri evirip çeviren Allah tealâ) uzaklaşmasın ve O’na dost olmanın manevî neşesiyle dolup mesrûr olsun.

Bahsedilen hastalıklar dört çeşittir:
Birincisi; rızık konusudur ve onu elde etmek için gösterilen aşırı endişeler ve gayretlerdir. Hâlbuki bunun tedavisi tam tevekküldür.
İkincisi; hatıra gelen şeyler ve korkulardır ve bunları elde etme etme isteğiyle hukuka aykırı girişimlerdir. Bunun tedavisi, ancak işleri Allah’a ısmarlamaktır (tefviz.)
Üçüncüsü; başa gelen şiddet ve musibetlerdir. Bunun ilacı ancak sabırla hâsıl olur.
Dördüncüsü; kaza ve kaderdir ve bunların çeşitli şekillerde tezahüründen başa gelen kederlerdir. Bunun tedavisi olanlara rızâ göstermekledir.
Rızık hususunda tevekkül edip korku ve endişe zamanlarında işi Allah’a ısmarlayan ve zorluklara sabredip kazaya razı olan kulun kalbi sâfî olup huzûr ve sükûna erer. Ârif ve kâmil olup her murâdını alır.
Bu dört hastalığın tedavisi ve ilacı şu dört asıldır ki; bunlar tevekkül, tefviz, sabır ve rızâdır.







Etiketler